2013-14 Sezonu her manada çok kötü diyebileceğimiz ve kışa yakışır olarak sadece 11 Aralık 2013 sistemi ile aklımızda kalan, son derece kurak bir dönemdi ve hava delilerini kesinlikle tatmin edici geçmedi. 2007 kışından bile kötü geçirdiğimiz bu olumsuz şartlardan sonra İlkbahar ayları da beklenenden uzak kaldı. Yaz ayı da bu olumsuz geçen dönem sonrası gerçekten beklenenden de çok aşırı sıcak ve kurak geçti. Zaman zaman aşırı ısınmadan kısa süreli görülen kuvvetli yaz sağanakları ise faydadan ziyade zarar verdi ve barajların doluluğuna önemli bir katkı sağlamadı maalesef. Medyada Türkiye'nin dört bir yanından kuraklık haberleri ile üzüldük. Karadeniz bölgesindeki nehirlerin debileri azaldı, Samsun'da dahi barajlar alarm sınırlarına geriledi, İstanbul'da barajlardaki doluluk %15'lere düştü, Erciyes Dağının karları eridi, birçok yerde altı suları kurudu vb. Bu haberler bizleri endişeye sevk etti.
Defterde de yazdığım gibi şahsi tahminim Ağustos 20'si sonrası bu aşırı sıcak-kurak dönemin yurdun kuzeybatısından başlayarak Basra AB alanının çekilmesiyle kırılacağı yönündeydi. Ancak bunu gözlemleyemedik sıcak hava ısrarla kalıcı oldu. Sezonun ilk ciddi sistemini bugünlerde yaşamış bulunmaktayız. Maalesef ilerleyen günlerde de yağış anlamında çok olumlu beklenti içerisine giremiyoruz. Endeksler de pozitif salınımda gibi ve YB alanı etkisinde genelde ılık kurak günler yaşayacağımız gözüküyor. El Nino beklentisindeki bir kış döneminde özellikle bölgemizde Orta Akdeniz menşeli bolca derin AB alanları ile kurak geçen dönemin kırılmasını ümit ediyorum. Bu kadar uzun dönemli kurak periyotların olumsuz tesirinin kırılabilmesi için uzun süreli cephesel yağışlı günler -8-10 gün en az- yaşamamız gerekmekte diye düşünüyorum. Kış için henüz konuşmak erken sayılır. Avrupa kıtası da Asor YB alanının yayılmasıyla soğumadı umarım en kısa zamanda bol uzun yağışlı günler görürüz. Bol yağışlı soğuk günler temenni ediyorum 2014-15 sonbahar-kışı bereketli geçer inşallah.
28 Eylül 2014 Pazar
13 Ocak 2014 Pazartesi
Gidişat Ciddi Alarm Veriyor!
Uzun zamandır bloğa yazılabilecek meteorolojik hadise beklentisi içerisinde olamadık. Bu durum ciddi şekilde endişe verici boyutlara gelmiş bulunmakta. Gerek ülkemizin bulunduğu coğrafyada gerek dünyada küresel manada hava olaylarında çok ciddi sapmalar, anomaliler görülmeye devam ediliyor bu kışta. Şöyle ki Kuzey Kutbunda görülmeyen soğuk hava Kuzey Amerika'nın doğusu ve orta kesimlerinde -60 'lere varan asgari sıcaklıkların kaydedilmesine sebep oluyorken yaz mevsimini yaşamakta olan Güney Amerika'da +48 C'ye varan azami sıcaklık rekorları, yağışa hasret olan Suudi Arabistan'da normallerin altında seyreden sıcaklıklar ve zaman zaman sellere varacak düzeyde şiddetli sağanak yağışlar gözlemleniyor! Kahire gibi çok güney enlemlerde yer alan ve yaklaşık 100 seneyi geçen bir süre sonrası tekrar kar yağışı görülen şehirler, Kudüs'te, Amman'da hatta Suudi Arabistan'ın yüksek, karasal kesimlerinde görülen kar yağışları çok da normal karşılanamayacak ekstrem hadiseler diyebiliriz. http://www.haber3.com/piramitlere-122-yil-sonra-kar-yagdi-haberi-2369366h.htm
Ülkemiz ise bol sisli, puslu, kuvvetli enverziyon etkili, kirli havalara neden olan ısrarcı Yüksek Basınç alanlarının tesiri altında kalmaya devam ediyor maalesef. Yurdumuzun büyük kesimi yağışlara hasret, meteorolojik olarak sıcaklık, beklenen hava durumu vb hususta gerek sayısal modellerde gerek resmi meteoroloji kurumumuzun tahminlerinde gerekse de bizim yaptığımız gönüllü meteorolojik tahminlerde günü gününe tutturulamayan bir sezonu yaşamaktayız. Devamlı olarak Kuzey Amerika ve Asya'nın doğusunda kalmaya ısrarlı aşırı soğuk hava, Atlantik civarı devamlı üreyen derin Alçak Basınç alanları ve devamlı üzerimize yatay genişleyen YB alanları son senelerde bizim makus talihimiz olmaya başladı. Bu durumun ihtimal hesapları, basınç yerleşimleri ve Rosby dalgalanması açısından makul ve mantıklı bir tarafı olmadığı kanaatindeyim şahsi fikrim olarak.Daha evvel de vurguladığım gibi ve bu konularda bizim bilemediğimiz bir takım çalışmalar yapılabilecek alan İklim Manipülasyonudur. Yani bir takım devletler ellerinde geliştirdikleri bir takım ileri teknolojilerle (Haarp, Ağaçkakan projeleri vb.) iklim üzerinde müdahale imkanı sağlayan bir mücadeleyi dünya üzerinde yürütüyor olabilir. Bu konuda basında 2009 yılında çıkmış bir haberde Moskova Belediyesi'nin kar yağışını şehir merkezinin dışına yönlendirebilme çalışmalarıyla alakalı bir projeyi okumuştuk. http://www.haber7.com/dunya/haber/434470-moskova-kari-sehir-disina-yagdiracak
Kaldı ki Vietnem Savaşı'nda ABD ordusunun bulutlara gümüş iyodür atarak Vietnam direniş güçlerinin intikal yollarında aşırı yağışlara sebep olarak çamura batmasını sağladığını 1960'ların teknolojisiyle biliyoruz. http://haber.stargazete.com/yasam/abd-dusmanini-iklimle-vuracak/haber-776498
Bundan sonraki periyotta bu basınç yerleşimleri durumunu korursa -ki artık değişmesi lazım- ciddi kuraklık alarmları çalmaya başlayacaktır yurdumuz genelinde. Umarım en kısa zamanda durumlar normale döner. Birçok gönüllü meteorolog arkadaşımız söylediklerimi uçuk bulabilir ve makul gelmeyebilir ancak yaşadıklarımızın artık çok makul açıklaması gözükmemekte. Bu muazzam sistemin insan tarafından kontrolü ve müdahale edilmeye çalışılması -eğer bu teoriler doğruysa- beklenmedik anormal hadiselere ve kontrol edilemez felaketlere yol açabilecektir. Bol yağışlı günler temenni ediyorum.
Ülkemiz ise bol sisli, puslu, kuvvetli enverziyon etkili, kirli havalara neden olan ısrarcı Yüksek Basınç alanlarının tesiri altında kalmaya devam ediyor maalesef. Yurdumuzun büyük kesimi yağışlara hasret, meteorolojik olarak sıcaklık, beklenen hava durumu vb hususta gerek sayısal modellerde gerek resmi meteoroloji kurumumuzun tahminlerinde gerekse de bizim yaptığımız gönüllü meteorolojik tahminlerde günü gününe tutturulamayan bir sezonu yaşamaktayız. Devamlı olarak Kuzey Amerika ve Asya'nın doğusunda kalmaya ısrarlı aşırı soğuk hava, Atlantik civarı devamlı üreyen derin Alçak Basınç alanları ve devamlı üzerimize yatay genişleyen YB alanları son senelerde bizim makus talihimiz olmaya başladı. Bu durumun ihtimal hesapları, basınç yerleşimleri ve Rosby dalgalanması açısından makul ve mantıklı bir tarafı olmadığı kanaatindeyim şahsi fikrim olarak.Daha evvel de vurguladığım gibi ve bu konularda bizim bilemediğimiz bir takım çalışmalar yapılabilecek alan İklim Manipülasyonudur. Yani bir takım devletler ellerinde geliştirdikleri bir takım ileri teknolojilerle (Haarp, Ağaçkakan projeleri vb.) iklim üzerinde müdahale imkanı sağlayan bir mücadeleyi dünya üzerinde yürütüyor olabilir. Bu konuda basında 2009 yılında çıkmış bir haberde Moskova Belediyesi'nin kar yağışını şehir merkezinin dışına yönlendirebilme çalışmalarıyla alakalı bir projeyi okumuştuk. http://www.haber7.com/dunya/haber/434470-moskova-kari-sehir-disina-yagdiracak
Kaldı ki Vietnem Savaşı'nda ABD ordusunun bulutlara gümüş iyodür atarak Vietnam direniş güçlerinin intikal yollarında aşırı yağışlara sebep olarak çamura batmasını sağladığını 1960'ların teknolojisiyle biliyoruz. http://haber.stargazete.com/yasam/abd-dusmanini-iklimle-vuracak/haber-776498
Bundan sonraki periyotta bu basınç yerleşimleri durumunu korursa -ki artık değişmesi lazım- ciddi kuraklık alarmları çalmaya başlayacaktır yurdumuz genelinde. Umarım en kısa zamanda durumlar normale döner. Birçok gönüllü meteorolog arkadaşımız söylediklerimi uçuk bulabilir ve makul gelmeyebilir ancak yaşadıklarımızın artık çok makul açıklaması gözükmemekte. Bu muazzam sistemin insan tarafından kontrolü ve müdahale edilmeye çalışılması -eğer bu teoriler doğruysa- beklenmedik anormal hadiselere ve kontrol edilemez felaketlere yol açabilecektir. Bol yağışlı günler temenni ediyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)